COLLAS, Bernard-Camile

ANASAYFA

COLLAS, Bernard-Camile; La Turquie en 1864; Paris, E. Dentu, 1864.

(Eserin ilk versiyonu La Turquie en 1861 başlığı altında yayınlanmış)

Eserin (1864 baskısı) Teoman Tunçdoğan tarafından çevirisi de (Bileşim Yayınevi, İstanbul, 2005) yayımlandı. Sunuşta yazarın “uzun yıllar Osmanlı topraklarında yaşamış, Fenerler idaresinde çalışmış bir Fransız” olduğu söyleniyor. Takvimi Vekayi’nin 17 Muharrem 1278 tarihli sayısında belirtildiğine göre yazdığı kitabın başarısından ötürü 4. dereceden bir Mecidiye nişanı almış. Kendisine Kızıldeniz Fenerleri imtiyazı (bir başka Fransızla ortaklaşa) verilmiş ve bu imtiyaz ölümünden sonra oğluna geçmiş.

Fransızca kaynaklara göre yazar 1819 Bordeaux doğumlu. 1840’ta Deniz Ticaret filosu kaptanı oluyor. İlk kez 1840’da Doğu’yu ziyaret ediyor. 1860’da tekrar geliyor. En üst düzeyde insanlarla “devamlı” ilişkiler kurmuş. Türkiye hakkında her şeyi okuduğunu söylüyor. Yazılanların birçoğu (özellikle basında çıkanlar) yalan ve iftira niteliğinde imiş.  1848’de Kurucu Meclis seçimlerine giriyor; kazanamıyor. 1849’da Meclis’e giriyor; sağda yer alıyor; fakat sadece deniz ticareti işleriyle meşgul oluyor. 1861’de Türkiye kriz içindeymiş; fakat 1864’te durum çok düzelmiş; ülke rahatça borç alabilirmiş. Kaime tedavülden kalkmış; idare kısmen reforma uğramış; bütün ticaret anlaşmaları değişmiş (örneğin 31 Mart 1864 tarihli anlaşma). Yazar Abdülaziz’i gerçek reformcu olarak sunuyor. İlk kez yeni bir muhasebe geliştirilmiş; 1863-64’de genel gelir ve gider hesapları yapılmış ve yayımlanmış vb.

Eserde nüfus yapısı, dinler, idarenin örgütlenişi, ordu, maliye, tarım, ticaret, sanayi vb. hakkında bilgiler var. Ek olarak 19 belge bulunuyor. Bunlar arasında, Türkiye’ye aileleriyle birlikte yerleşmek isteyen yabancıların (‘Kolon’ların) uymaları gereken koşulları anlatan bir nizamname var. Bunlar Osmanlı tebaası olacaklar. Kendisi kitabını özgürce yazmış; herhangi bir klana veya “ekol”e mensup değilmiş. (Dictionnaire de Biographie Française, Cilt: 9. 1961. Ayrıca kitabın önsözünde verilen bilgiler)

Abdülmecit’in son yıllarında hükümet 230 milyon liralık kaime borcu altındaydı. Ayrıca “büyük bir dalgalı borç”u bulunuyor. Kaimenin itibarını kaybetmiş olması, para değişimlerini istikrarsız kılıyor. Devlet gelir ve giderlerini bilmiyor. Devletin 115 milyon frank kaybı var. Ek harcamayı Devlet ödeyemeyince faizler yükseliyor (Agio dahil, yılda % 50’ye çıkıyor); borçlar artıyor. (s. 97) Kaçınılmaz kriz, Abdülaziz ile başladı. Bu sırada yıllık açık 37,5 milyon frank; ek olarak da kaimenin itibarsızlığından 75 milyon frank açık doğuyor. Dalgalı borç da 450 milyonu geçiyor. 1862’de 200 milyon frank borç ile kaime ve dalgalı borçların tasfiyesine başlandı. Aynı tarihte Esamiyi Cedide ve Sehim (yıllık rant) çıkarıldı. Dalgalı borcu tamamen ortadan kaldırmak ve devlete yardım için 67,5 milyon frank sermaye ile Emperyal Osmanlı Bankası kuruldu. (s. 98) Hazineyi büyük kayıplara uğratan “Galata borçları” yabancı kredileri ile temzileniyor. Oysa yazar yabancı sermaye sömürüsü hakkında sessiz!

1863-64 bütçesinin rakamları aktarılıyor ve analiz ediliyor. Gelir 346 milyon, gider 346 milyon frank. Doğrudan gelirler: Kişisel vergi: 70,1 milyon; bedeli askeri: 13,9 milyon; dolaylı gelirler: öşür: 94,8 milyon; hayvan vergisi: 20.6 milyon; gümrük: 57,5 milyon frank. (Tütün, alkol, tuz vb. resimleri)

Kamu borcu, 1854’te % 6 faiz ile 75 milyon frank olaak başlıyor; sonra yeni borçlar alınıyor.1862 ve 1863’te iki kez, kaime ve “dönen borçlar” denen Galata borçlarını temizlemek için iki kez 200 milyon franklık borçlar alınıyor. (Bu sırada Sultan’ın ödeneği 27,7 milyon frank) (s.102)

1861’de madenler hakkında daha liberal bir nizamname çıkyor; fakat kimseyi çekmiyor. Çünkü imtiyaz sahiplerine ve sermayelerine istedikleri “güven ve kolaylık” verilmiyor. (s. 355) Bu alan “terkedilmiş bir halde”. (s. 356)

Collas, 1863 sergisine dayanarak Osmanlı sanayi ürünlerini anlatıyor. İmalat sanayisinin “Avrupa mallarının rekabeti karşısında ezildiği” sanılıyordu; oysa durum öyle değilmiş. Pamuk üretiminde Ethem Paşa’nın, sonra Saffet Paşa’nın övgüsü yapılıyor. Önerileri sayesinde 1861-1864 arasında üretim artmış. 1863’te Avrupa’ya hayli ihraç edilmiş.

“Diyoruz ki, Avrupa’nın aşılmaz barajlar gibi önüne diktiği gümrük engelleri olmasaydı, Osmanlı ihracatı hayli önemli olurdu. Sadece Fransa örneğini verirsek, Türkiye’de imal edilen dokuma ve kumaşların hemen tamamının, mali mevzuatımızın Fransa’ya girişini yasakladığı kategorilere dahil olduklarını ve istisna olarak, şeklen dışlanmayanların da mutlak yasaklama anlamına gelen vergilere maruz bırakıldıklarını görüyoruz.” (s. 239)

Eserde iltizam sisteminin de acı bir eleştirisi var. Mültezimlerin önceden aralarında anlaşarak bedeli düşürdükleri, bazı hallerde de aynı amaca devlet görevlilerini satın alarak ulaştıklarını yazıyor. Böyle durumlarda açık artırma ilanı bile verilmiyor ve rekabet ortadan kalkıyor. Tabii sonunda ezilen de halk oluyor. (Türkçe çeviri, s. 98).

Ekler bölümünde, Türkiye’de yerleşmek isteyen Kolon’larla ilgili nizamname bulunuyor. Buna göre gelenler Sultana sadakat yemini ederek Osmanlı tebaası olacaklar; tüm kanunlara uyacaklar; bunlara en verimli devlet topraklarından verilecek; Rumeli’dekiler altı yıl, Anadolu’dakiler on iki yıl her türlü vergiden muaf tutulacaklar; askerlikten ve bedelden muaf olacaklar;  konsoloslar pasaport verecek, fakat hükümet en az iki ay önce haberdar edilecek; cürüm işlememiş olacaklar, eğer işlerlerse kovulacaklar; yirmi yıl toprağı satamayacaklar; daha önce gidenler toprağı geri verecek; gelirken en az 60 Mecidiye (yaklaşık 1350 Frank) sermayeleri olacak. (1 Recep 1273-1856 tarihli nizamname) (s. 458)

Yine ekler bölümünde Yeni Osmanlı madenler nizamnamesi  ve Fransa’yla ticaret anlaşması metni var. Ali Paşa imzalamış. “En fazla müsadeye mazhar” maddesi var.

29 Nisan 1861 tarihli bu ticaret anlaşması 18 maddeden oluşuyor. İthalat ve ihracata % 8 gümrük konuyor. (Denizden gidiyorsalar,  mallar gemiye yüklenirken hesaplanacak ve alınacak) ihracata konan gümrük, % 1’e ininceye kadar her yıl % 1 azalacak. (s. 458-463)

Eser tamamen Fransız çıkarları açısından yazılmış. Osmanlı Devleti sanayi alanında rakip görülmüyor. Fransa’nın tarım deposu olabilir ve Fransa buradan daha ucuza mal ithal edebilir. Fransa, böyle bir değişimden “en çok çıkar sağlayacak “ülke! (s. 380)