FARLEY, J. LEWİS

ANASAYFA

FARLEY, J. LEWİS, Modern Turkey; Londra, 1872.

1823-1885 arasında yaşamış; Trinity kolejinden diplomalı. Osmanlı Bankası’nın önce Beyrut şubesinde çalışıyor. Sonra (ilerde Emperyal Osmanlı Bankası ile birleşecek olan) devlet bankasında çalışmış. Osmanlı Devleti’ni, özellikle, kârlı sermaye yatırım alanları açısından incelemiş. Eserleri arasında “Banking in Turkey” (1863); “Turkey, a Sketch of its Rise, Progress and Present Position; (1866) ve burada başlık yaptığımız “Modern Turkey” var (1872).

Fuad ve Ali Paşalarla samimi ilişkileri olmuş. Onlar gittikten sonra yerlerine geçenlerin nüfuz suistimallerini (“kötü yönetimlerini ve zulümlerini”) uzun uzun anlatmış.

Yazarın bazı önerileri Büyük Devletler tarafından dikkate alınmışlar. 1870 Mart’ında Sultan’ın Bristol’de (fahri) Konsolosu oldu ve 1882’ye kadar bu görevde kaldı. (National Biography; cilt:18, 1889)

***

Eserde Osmanlı donanması hakkında istatistiki bilgiler var. Lord Granville, dünyanın “en kuvvetli donanmalarından biri” demiş; yazar da aynı kanıda. O sırada donanmada 2370 top taşıyan 185 gemi bulunuyormuş. (4 sıra savaş gemisi, 5 birinci sınıf zırhlı firkateyn, beş modern olarak yapılmış top gemisi). Silah sanayi de geliştirilmeye çalışılıyor. “Tophane hızla Boğaz’ın Woolwich’i olma yolunda!” (s. 136) Halil Paşa bu konuda çok çalışıyor. İstanbul’da baruthane de iyi çalışıyor. Tophane’ye bağlı Zeytinburnu’nun torpido bölümü de hızla ilerliyor. Türkiye savunmasında tamamen bağımsız olmak istiyor. Bu amaçla Hasköy’de, bir yıl önce Thames Iron Works’ün Türkiye için yaptığı “iron clad” (demir kaplama) geminin aynısı olacak Gemi Mr. Reed’in planına uygun şekilde yapılıyor ve  ve 12,5 ton güçlü silahla mücehhez olacak. (s. 145)

Kapitülasyon ların eleştirisi: Bunlar eskiden normaldi; çünkü karşılıklı nefret ve güvensizlik duyguları vardı. Oysa Osmanlılar Avrupa camiasına girdikten sonra, kapitülasyonlarla verilen bazı ayrıcalıklar “mevcut koşullara garip bir biçimde ‘unsurted’ göründüğü” söylenebilir. (s. 161)

Türkiye artık Avrupa’dan da daha hoşgörülü bir ülke oldu. (s. 178)

Tarım çok geri durumda. Nüfus çok az. Venedik döneminde Kıbrıs nüfusu bir milyon idi; bugün 180 000. Şam beş milyon kişiyi besleyecek kadar verimli bir şehir olduğu halde nüfusu 500 000 kadar. (s. 181) Türkiye göç alacak bir ülke. (s. 183 ve devamı) “Bir zamanlar Türkiye zanaatkârlarının ustalığı, becerikliliği ile tanınan bir ülke idi; buhar makineli tezgâhların icadından ve motorların imalâtın her dalına girmesinden sonra tamamen bir tarım ülkesine dönüştü.” (s. 194) “Çelikten imalatta bir zamanlar o kadar ünlü olan Şam’da bundan eser kalmadı; Tırnova ve Üsküdar’ın 1812’de sayıları 2 000’e ulaşan müslin tezgâhları şimdi 200’den fazla değil; Selanik’te 1847’de 25-28 kadar olan ipek tezgahları şimdi 18’e düştü; kadifeleri, satenleri ve ipek kumaşlarıyla o kadar meşhur olan Bursa ve Diyarbekir otuz yıl önce ürettiklerinin onda birini üretemiyorlar. Bağdad bir zamanlar patiska dokuma, deri işlemesi, köselecilik, mücevhercilik, çömlekçilik vb’de ticaret merkezi idi. Halep  ise yaldızlı pamuk dokumaları ipliği, pamuk dokumaları, pamuk ve ipek, ipek ve yaldız ve nankin denilen saf pamuk alanlarında daha da meşhur idi.” (s. 195)

Türkiye yılda altı sterlinglik hububat,  pamuk, ipek, yün, buğday, meyve, sakız, zeytin yağı, afyon, sünger, don yağı, kökboyası, tabaklıkta kullanılan palamut, uyuşturucu ilaç vb. satıyor.” (s. 196) Buna karşılık İngiltere’den 8 milyon sterlinglik mamul madde alıyor. (s. 196)  İngiltere’nin Levant’da üstünlüğüne rağmen son on yılda, şaşırtıcı bir biçimde, İngiliz_türk ticareti % 50; Fransız-Türk ve Alman-Türk ticareti de % 100 arttı. (s. 198)

Türk Maliyesi..

Mali durum sağlıklı. Borçlar ezici değil.  1862’de gelir 11 164 552 sterling. Onyıl sonra, vergiler artmadan ya da çok az artarak 20 637 210 sterling. “Türkiye’nin tüm kamu borcu beş yıllık gelirinden daha az.” Vergi insan başına beş şilini geçmiyor. “Türkiye toprak büyüklüğüne ve nüfusuna oranla Avrupa’nın en az vergilendirilmiş ülkesi.” (s. 215) “İstanbul iş çevrelerinin en çok ihtiyaç duyduğu reform, yerel borsayı Avrupa finans merkezleriyle uyum içinde olacak şekilde yeniden düzenlemek.” (s.217) Devlet borçları: 93 465 636 ₤. (s. 218)

12 Kasım 1871’de sultan sadrazama bir mektup yollatıyor; iktisadî gelişmede yolların önemine dikkati çekiyor.  Demiryolları tamamlanacak; nehir kanalları geliştirilcek. Bizzat İstanbul Avrupa’nın kalan kısmına bağlayan kolay (efficient) bir kara yolu bağından tamamen yoksun. Rumeli’nin Selanik, Gelibolu, Volo, Rodosto gibi limanları da içerden kopuklar. (s. 276) 1852’de İsmail Paşa zamanında başlayan Trabzon yolu 2-3 km. yapıldıktan sonra aksadı. 1864-1869 arası 20 km. yapıldı; sonra 4. ordu müşiri Mustafa Paşa angarya sistemi ile tamamladı. (s. 284-286) “Düz çizgilerle Samsun, Sivas, oradan Ankara, sonra tekrar kuzeye doğru Sinop dörtgeni arasında kalan  alan verimliliği ile ünlü. Oysa bütün bu sahada tek bir anayol bulunmuyor.” (s. 287-288)