ROGİER, Camille

ANASAYFA

ROGİER, Camille; La Turquie, Moers et Usages des Orientaux aux XIX. Siėcle; Paris, 1846.

Esere Théophile Gautier bir sunuş yazmış. Aslında bir gravür kitabı. Eserde çok güzel gravürler var. (Çeşitli kahvehaneler, silah satıcıları vb). Yazar Türkiye’de üç yıl kalmış.

Müslüman evinin taksimi aynı eski Yunan evleri gibi. Tamamen ayrılmış iki kısım var: Selamlık (Andronitis) ve Harem (Gynécée). İkisinin arasında birkaç oda (Mabeyn) var. (s. 6) “Türklerin çoğunun tek bir eşi var. Çoğu hiç evlenmiyor ve sahip oldukları genç bir köleyle yaşıyorlar. Bu durum hukuka aykırı değil ve bu birliktelikten doğan çocuklar, evli kadından doğmuş kadar meşru sayılıyorlar.” (s. 7)  Evlenme görmeden yapılıyor; fakat koca peçeyi açıp da kadını beğenmezse yollayabilir. Bu durumda verdiği başlık yanar.

“Kahveyi Louis XIV. nezdinde bir Osmanlı elçisine borçluyuz. Süleyman Ağa’nın moda haline getirdiği kıymetli içki ancak birkaç yıl sonra bir Ermeni’nin Saint-Germain fuarında ilk bu tip bir işletmeyi kurmasıyla kullanıma açıldı.” (s. 13) Dört asır Doğu’da teolojik tartışmalara neden oldu. Doğu’da kahvecinin berberlik, dişçilik vb. gibi tali görevleri de var. “Birkaç yıl öncesine kadar kahvelerde afyon servisi de yapılıyordu; fakat Sultan Mahmud’un sert fermanları sayesinde bunun kullanımı önlendi. Bu tehlikeli zehirin kurbanları daha çok Süleymaniye ve Yeni Cami çevresinde toplanıyorlardı. Bugün hala onu kullananlar bunu dikkatle gizliyorlar ve sadece evlerinde kanunu ihlal etmek cesaretini buluyorlar… Halk afyon yutucuları “tiryaki” (metinde Türkçe) diye adlandırıyor.” (s.14)

Galata’nın kahve ve meyhanelerinde “müphem tavırlı ve ipekli ve nakış işlemeli elbiseli” genç oğlanlar (‘çengiler’) telli sazlar çalıp, şarkılar söylüyorlar. Çoğu zaman kapıda bekleyip müşteri toplamaya çalışıyorlar. Fakat “meydan okuyucu bakışları haklarındaki ilk izlenimleri çarçabuk dağıtıyor.” (s.14)

Ramazan aylarında Türk mahallelerinde kahveler bütün gün açık. Karagöz oynatılıyor, veya meddah hikayeleri anlatılıyor. Türk mahallelerinde hırsızlık yok; dükkanlar hep açık.

Erkekler genellikle bir kişiyle, çoğu kez köleleriyle birlikte yaşıyorlar. (Çok evlilik kural değil) Ana babaları çerkes ve gürcü kızları satıyor; daha doğrusu evlendiriyor. (s.19) Sahaflar hakkında bilgiler. Bezestanda nadir objeler, savatlı gümüşler, mücevherler vb. var. Köle kızlar Batı sömürgelerindeki zenci kölelerden çok daha iyi durumdalar. Oradaki hizmetçilere benziyorlar. Aileden biri gibi farz ediliyorlar. Kısa bir süre önce (“çok yakınlarda”) Abdülmecid köle satışını bir fermanla yasaklamış. “Modern çağın hümanizm ve özgürlük duygularından ilham alan” Sultan giderek esareti toptan kaldırmak istiyor.” (s. 18)

Batı’daki durumun aksine hamam burada sıradan bir olay. Fetihten sonra yapılanlarla birlikte umumi hamam sayısı iki yüzü buluyor. (s.19)

“Türklerin oturdukları daireler çok basit şekilde döşeniyor. Etraf, kapının iki metre yanına kadar uzanan ve Bursa, Halep ipeğinden, Şam veya Hint brokarından bir divanla kaplı. Kışın İran veya İzmir halıları; yazın da Mısır hasırları seriliyor.” Tablo ve heykel yok. Arabesk süslemeler çok üstün.