MARMONT, MARECHAL. DUC DE RAGUSE

ANASAYFA

MARMONT, MARECHAL. DUC DE RAGUSE; Mémoires du Maréchal Marmont; Paris, 1857.

CİLT: VIII.

Yazar Türk Rus savaşını (1828-1829) anlatıyor.

Fransa’da Yunanlılara sempati var. Liberaller bunu kullandılar ve kamu oyunu etkileri altına aldılar. Yazarı da fil-helen bir komiteye çağırıyorlar. Fakat, Grekleri de barbar bulan Marmont gitmiyor. (s.199-200) Navarin vakasında Fransızlar ve İngilizler aldatıldılar. İngilizlerin hesabı yanlış çıktı; Framsızlar ise cömert duygularının esiri oldular. (s.202)

4 Haziran’da Rus ordusu hızla Tuna’yı geçince Türkler arasında panik yaşandı. Fakat Rus kuvvetleri az sayıda (15 000 kadar) idiler. Bu kuvvetler, karşılarında hiçbir güç olmadığı halde, akıl almaz bir şekilde, Trajan hattında on sekiz gün beklediler. Büyük yiyecek sıkıntısı çekildi.

“Rusya’ya karşı haklı olarak olumlu bir görüş  içinde olan Fransa, bir şekilde sağlıklı bir politikaya aykırı bir biçimde bu görüşe yardımcı oldu. Fransa’nın müdahalesi farklı yollarda olmalıydı.” (s.206) Fransa Avusturya (ılımlı güç) ile Rusya arasında seçim yapma durumundaydı. Burada tereddüt edebilirdi; fakat bir kez Rusya lehine karar verdikten sonra, bunu fırsat bilerek Ren kıyılarını ve Grand Duché’yi kazanacak şekilde operasyona başlamalıydı. Böylece Fransa maddi ve manevi çıkarlarını sağlayacak, Bourbon Hanedanı büyüyecekti. Fransızlar “Avusturya’yı, Türkler’e yardım ettiği takdirde müdahale ile tehdit ederek” Rusların zaferine katkıda bulundular. “Sonuç olarak, Fransa’ya hiçbir avantaj sağlanmadan, geniş ölçüde Türk gücünün yok edilmesine katkıda bulunuldu.” (s. 208)

CİLT. IX.

Yazar Metternich ile  eski dostluklarına rağmen Rusya konusunda görüş ayrılığı içindeymiş. Rusya giderek büyüyor ve “İstanbul’da hükümetin çöktüğünü ve İmparatorluğu paylaşma zamanının geldiğini düşünüyorum.” (s.6) (Ruslar Boğazlarla beraber, onu koruyacak çevredeki topraklardan da bir kısım almak zorundalar; Eflak ve Buğdan’la ilgili kıskançlıkları bu yüzden.) Bogos-Yusuf’la (?) mektuplaşıyor. (1839) Bogos, Hüsrev Paşa’nın “idarede vahşi yöntemlerden başka bir şey bilmediğini” yazıyor.  (s. 206)

İstanbul’da Mehmet Ali Paşa lehine bir hava esiyor. Özellikle Hüsrev Paşa iktidarı terk ettikten sonra kamu oyu Mehmet Ali’ye dönüyor. (s. 141)