HANSARD’S

HANSARD’S PARLİAMENTARY DEBATES, 3. Seri, Cilt: 96, 1848.

Mr. Anstey’in Edirne Anlaşması dolayısıyla Palmerston’a ithamları..

1835’te Palmerston Rus Çarı’nın Baltık’ta bir donanma kurması ve bulundurmasına izin vermiş. (s. 1133) Edirne Anlaşması Palmerston iktidara gelmeden, Duke of Wellington Hükümeti tarafından protesto edilmiş. (s. 1154) Oysa Palmerston bu anlaşmayı hemen kabul etti. Hatta kanunsuz (illegal) olarak Circassia da Rusya’ya bırakıldı.

Palmerston iktidara geldiğinde Osmanlı Devleti Mısır’da hakimdi ve Mehmet Ali Paşa tam bir vassal halinde bulunuyordu. Oysa Palmerston ona 1832’de konsolos ve diplomatik ajanlar yolladı; onunla “anlaşmalar” yaptı. İngiltere aracılığı bile reddetti. O zaman Rusya yardım teklif etti. Zorla Hünkar İskelesi Anlaşmasını empoze etti. İngiltere Boğaz’a filo gönderip İstanbul’u tehdit etti!!

Rusya Türkiye’yi ticari araçlarla güçsüz (prostrate) kılıyor. “En saçma cisten, haince bir vergi sistemi” empoze ett. (s. 1161) Vergiler Rus etkisindeki kimselere iltizama verildi; tekeller bollaştı; tefecilik ve borçlar arttı vb)

Edirne Anlaşması İngiltere’nin ticari anlaşmadan doğan haklarını Rusya’ya teşmil etti. Rusya bunu Osmanlı üzerinde nüfuz kurmak, Osmanlıyı yıkmak için kullandı. Anlaşmadan sonra Rumlar Rus pasaportu almaya (ve böylece vergiden kurtulmaya) başladı. Devletin ve mültezimlerin gelirleri azaldı. Buna karşı devlet tekelciliği getirdi. Bazı maddelerin satışı sadece devlete belli bir para ödeyenlere veriliyor. Bu Edirne Anlaşması’na ters düştüğü halde Rusya politik nedenlerle ses çıkarmadı. Akla aykırı sistem (“unwise system”) zaten devleti zayıflatıyor. Bu sırada İngiltere kralı William IV. Osmanlı Devleti ile ticaretin ihyasını İngiltere için yararlı buluyordu. Bunun için Urquhart bir anlaşma metni hazırladı: Tekeller kalkacak; anlaşmada konulanun dışında vergi olmayacak; her mala bir Türk-İngiliz komisyonu tarafından ad valorem değer konulacak ve tarife beş yılda bir gözden geçirilecek; sırf Türk mallarına yüksek vergiler konulabilecek (örneğin “valonia”, yani tabaklıkta kullanılan kuru meşe palamutu, % 25 vergi konsa bile Avrupa’da ucuz geliyor.) Rusya kendisinin İngiltere’ye ihraç ettiği mallar için Osmanlılara tam ihraç yasağı koymuş: hububat, kenevir, kereste gibi. Rusya’nın üretmediği mallar (örneğin boya özü, Arap zamkı gibi) serbest. Ayrıca gaz yağı (oil) da yasaklanmış! Rusya bunu üretmiyor; fakat don yağı satıyor. İngiltere Rusya’ya hububat, kenevir, don yağı, kereste vb. ithalatı için yılda yuvarlak beş buçuk milyon altın ödüyor. İşte anlaşma tasarısının “en önemli maddesi” bu yasakları ortadan kaldırıyor. (s. 1165)

Palmerston bu projeyi “bir Rus projesi” olarak reddetmiş; oysa kabinede Baltık ticareti tekeline sahip firmanın adamı Lord Sydenham var ve projeyi “anti-Rus” buluyor. (s. 1166) Anlaşmayı Dışişleri ve Board of Trade kabul ediyorlar. Hatta sonunda Lord Palmerston da benimsiyor. Fakat bu tasarı Babıali’ye gönderilmiyor. Başka bir proje sunuluyor.

Urquhart 1835 Eylül’ünde İstanbul elçiliğine sekreter olmuş. Çıkardığı Portfolio’yu kral desteklemiş. (s. 1170) Urquhart İstanbul’a giderken yolda M. Blacque’in öldüğünü öğreniyor. O da Urquhart’ın Fransız versiyonu! Malta’da Ruslar zehirlemişler!.. Yanındaki adam (Rus sefareti ile ilişkili imiş) suçu İngilizlerin üzerine atmış. İstanbul’da yetki Urquhart’a değil, ondan farklı düşünmeyen Ponsonby’ye veriliyor.

Anlaşma iki yıl sonra imzalanıyor. Palmerston onu Urquhart’a atfediyor. Oysa anlaşma mahvedilmiş durumda: “It was falsified every part!” (s. 1178)

Urquhart’ın tasarısı İngiliz tüccarını “en ayrıcalıklı millet” statüsüne getirirken imzalanan anlaşma onları “taxed and opressede subjects of that power” durumuna düşürüyor. Urquhart’ın tasarısı anlaşmada yazılı olanlardan başka her türlü vergiyi (tekel, transit vb) kaldırıyor; imzalanan metin, Babıali’ye ticarete istediği düzenleme ve kısıtlamaları getirme serbestisi veriyor.  Urquhart ithalata % 3 vergi koymuş; imzalanan % 5; Urquhart tasarısı ihracat için her maddeyi ad valorem inceleyecek komisyon önermiş, imzalanan anlaşma ile tüm maddelere % 12 vergi konulmuş. Urquhart’ınki serbest ticareti Türl gemilerine ve ürünlerine teşmil ediyor. İmzalanan anlaşmada bu konuda madde yok; fakat “en fazla müsadeye mahzar ülke” maddesi var. Fakat başka hükümler bunu sıfıra indiriyor: Sultanın hakkı % 12; bu Ruslara yok!?

Bu açıklamalardan sonra Mr. Anstey “Asil Lord’u bu tahriflerden ve gizlemelerden dolayı itham ediyorum!” diyor. (s. 1179)

Anlaşma Türk gelirlerini azalttı; İngiliz nüfuzunu da azalttı. İngiliz tüccarları Rus himayesine girmeye başladılar. (s. 1180)

1839 Mehmet Ali tehdidinde Palmerston Rusya’ya karşı çok gevşek davrandı. Mahmud’un ölümü “kuşkusuz, değil; hatta şiddet kuşkusundan daha fazla bir şey!” (s. 1191)

Abdülmecid’le birlikte Hüsrev Paşa “Rusya’nın kiraladığı bir ajan” iş başına geldi. Donanma komutanı Ahmet Paşa’ya suikast yaptı; o da kaçtı ve donanmayı Mehmet Ali’ye teslim etti. (s. 1191)

1840 Temmuz anlaşmasını Fransa reddetti. 1841 Haziran’ında bir anlaşma Hünkâr İskelesini teyit etti.

Palmerston yanıtında suçlamaları isthfafla reddediyor: Demagoji, yalan, saplantı vb. ‘Beni dünyayı idare ediyor, sanıyora’ diyor.

HANSARD’S  CİLT: 97. 1 Mart 1848 toplantısı.

Palmerston hep “hukuk”, “otoriteler”, “yetkiler” çerçevesinde yanıt veriyor. 1838’de imzalanan anlaşma Urquhart’ınkinden farklı değil, diyor. (s. 73)

Urquhart’ınkinde İngiliz malları ithali için % 3 konmuş; 1838 anlaşması %. 5. Zorla her şeyi yapamazsınız; “elinde kalem; imzala veya kendini pencereden at!” diyemezsiniz! (s. 75)