DUPARC, PİERRE

ANASAYFA

DUPARC, PİERRE; Recueil des Instructions aux Ambassadeurs et Ministres de France, Turquie, Cilt. XXIX; Paris, CNRS, 1969.

Yazarın Sunuşundan:

Belgeler 1648-1789 arası dönemi kapsıyor. Deniyor ki  “Osmanlı Sultanı devamlı bir elçiliği kabul eden Hıristiyan olmayan tek hükümdardır.” (s. IX) Bu dönem de dört ara döneme ayrılıyor.

I) XIV. Louis’nin reşit olmadığı yıllar ve sonra kişisel iktidarının başlangıcı. Osmanlı Devleti ile ilişkiler soğuyor. Girit Savaşı ile ilgili olarak Papa bir Haçlı ordusu çağrısı yapınca Fransa da 1647’de birkaç gemi gönderiyor. Kardinal Mazarin Türklere karşı bir haçlı seferi organize etmeye çalışıyor. Ölümünde de Türklere karşı savaş için 200 000 lira (livres) bırakmış. 1659’da Toulon’da 4 000 piyade, 2 000 süvari topluyor. Fakat Girit’e müdahale başarısız oluyor. Mehmet Köprülü Fransız elçisi Jean de la Haye-Vantelet ile Venedikliler arsındaki yazışmadan haberdar. (s. XIII) Elçi önce falakaya çekiliyor, hapsediliyor; sonra çıkıp Fransa’ya geri dönüyor. 1660-1665 arası hiçbir Fransız elçisi yok.

II) İlişkiler düzeltildikten sonra XIV. Louis Türkleri kendi prestij siyasetinin aracı yapmak için bir sistem kuruyor. Buna göre Fransız-Türk anlaşması Doğu’da İsveç ve Polonya anlaşmaları ile tamamlanarak Avusturya İmparatorluğunu dengelemeliydi. Fakat Osmanlı Devleti’nin çöküşü yüzünden sistem başarısız oldu. 1665’de Denis de la Haye-Vantelet elçi oldu. 1669’da Sultan Paris’e Süleyman Ağa’yı (Saray’dan biri) yolluyor. Moliėre’in “Bourgeois Gentilhomme”daki “Turquerie”lere ilham kaynağı oluyor. (s. XV) Fransa 1670’de yeni bir elçi tayin ediyor. 1673’de de kapitülasyonlar yenilendi. Buna rağmen protokol kavgaları devam ediyor. Louis XIV Fransa çıkarlarına aykırı bir Osmanlı-Polonya savaşını önlemek için müdahale etti. İspanya Veraset Savaşı sırasında Türkleri harekete geçiremedi. Charles de Ferriol’un ısrarları sonuç vermedi.

III) Rejans ve XV. Louis yönetiminin başlangıcı: “Bu dönem Osmanlı gücünün son bir yükselişine Fransa’da da Eski Rejim’in son başarılarına denk düşüyor.” (s. XVII). 1720’de, 1669’da XIV. Louis’nin kişisel yönetiminin başlaması sırasında olduğu gibi, Fransa’ya elçi yollandı. İstisnai olarak bu kez elçi yüksek rütbeli: defterdar (vezir derecesinde). Misyonu özellikle Fransa’nın kutsal topraklar üzerindeki himayesini tasdik etmek! (Kudüs, Bethléem, Nazareth, Mont Sion vb.) Misyonerler Osmanlı devletine XIV. Louis’nin kişisel rejimi sırasında gelmeye başladılar. Fransız Cizvitleri 1609’dan itibaren İstanbul’a yerleşmeye başladılar. XVII. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Doğu kültürüne yoğun ilgi başladı. Yazar Mezeray ve Herbelot’nun eserlerini örnek gösteriyor. İlgi Richelieu ve Mazarin ile başladı; Colbert ile daha sistematik oldu. Colbert 1672’de Levant’daki konsoloslara bir talimat yollayıp Grek elyazmaları bulmalarını istiyor. (Bkz. Henri Omont, Missions Archéologiques; 1902)

1724’de elçi olarak Andrézel tayin oldu.

1733’te (XV. Louis’nin kayın pederinin iktidardan kovulması üzerine) Polonya Savaşı başladı. Fransa Fleury’nin pasifizmine rağmen savaşa girdi. Louis XV’in kayınpederi Stanislas Leczinski’yi savunmak söz konusu. Rusya ve Avusturya’nın destekledikleri Saxe “electeur”ü (prens veya başrahip) onu tahttan kovmuşlar. Büyükelçi Villeneuve Türkleri de savaşa sokmak istiyor. “Türkler, 1736’da Ruslara karşı sürpriz bir hücumla Azov’u aldılar ve Avusturyalılar da 1737’de Sırbistan’da çarpışmaya başlayınca zaman savaşa girmeye karar veriyorlar.” (s. XVIII) 1740 Belgrad Anlaşması ile Azov ve Pasarofça ile kaybedilen topraklar geri alınıyor. (Bu şekilde beliren Türk-Avusturya sınırları 1914’e kadar değişmedi.) İran’da savaşçı biri olan Nadir şahın iktidara gelmesi durumu etkiledi. Osmanlılar 1741’de başlayan Avusturya veraset savaşına katılmadılar. Daha sonraları Fransız elçileri Osmanlı Devleti’ni Fransa-Prusya-İsveç ittifakı manzumesi içine sokmak istiyorlar. 1756 sarsıntısı bu niyetlere son veriyor.

IV) XVIII. yüzyılın ortalarından Eski Rejimin sonlarına kadar Osmanlılarla anlaşma devam ediyor; fakat artık bu geçmişin soluk bir kopyesinden ibaret.

İttifakların dönüşümü.

İngiltere-Prusya anlaşmasına karşı Fransa da Avusturya’nın ittifakını arıyor. (1756-1757 Versay Anlaşması) Haber İstanbul’da heyecan yaratıyor. Vergennes 1756’da elçi oluyor. 1757’de Çariçe Elizabet de Fransa –Avusturya anlaşmasına katılıyor. III. Mustafa çok kızıyor. Greklere Latinler aleyhine kutsal yerlerde ayrıcalıklar veriyor. Rusya’ya yaklaşıyor ve 1761’de bir ticaret anlaşması imzalıyor. 1763’te Yedi Sene Savaşları bitince (hatta daha bitmeden) Fransız-Türk ilişkileri düzeliyor. (s. XIX)  Fakat Fransa ve Polonya zayıflıyor; Doğu’da Prusya ve Rusya güç kazanıyor. 1768-1773 arası Polonya ilk kez paylaşılıyor. (s.XIX)

Büykelçi Saint-Priest kralın “sırrına vakıf”; fakat işi zor. Görevi Rusya’yı zayıflatmak. (s. XX) “1768’den itibaren Fransa tarafından savaşa itilen Türkiye, Zaporog Kozaklarının sınırı geçtikleri bahanesiyle, Rus projelerini önlemek üzere müdahale ediyor. Fakat Ruslar Osmanlı birliklerini yeniyorlar. Sonra bir Türk-Fransız anlaşma projesi hazırlanıyor, ama, o da Louis XV tarafından reddediliyor. (Bkz. D. Ozanam; Antoine, A. Correspondance I., s. LXXXVIII,1956)

“Fransa’nın Baron de Tott gibi ajanları Osmanlı ordusunu ancak savaşa devam edebilecek kadar reorganize ediyorlar.” (İbid, II, 224-225) Vergennes II. Katerina ile II. Joseph’in anlaşarak Osmanlı devletini paylaşmalarını önlemeye çalışıyor. Daha sonra, 1784’te, Choiseul-Gouffier elçi oluyor. 1788’de Türkler yeniden Ruslara savaş açıyorlar. Fakat Fransa kamu oyunda II. Katerina’ya hayranlık var. “Kral kendisini, Lafitte komutasında Osmanlı ordusunu reorganize etmeye çalışan Fransız eğitimcileri geri çağımak zorunda hissediyor.” (s. XXI)

Ticari ilişkilerde de dört dönem bulunuyor.

I) XVII. yüzyılda Beyrut, Sayda ve Halep ile yapılıyor. İskenderiye (Uzakdoğu baharatı sağlıyor) ikinci planda geliyor; İstanbul ve İzmir de daha az önemli. İspanya Savaşı t,careti yavaşlatıyor. XIV. Louis yönetimi başlarında ticaret çok geriliyor. Özellikle Hollanda ve İngiltere genişliyor;

II) Colbert’in reformları durumu giderek değiştirmeye başlıyor; 1670’de Levant Kumpanyası, sonra da Akdeniz Kumpanyası kuruluyor. Kapitülasyonlar (1673) vb. (s.XXIII);

III) Louis XV Dönemi. 1740 Kapitülasyonlarından sonra ticaret hızla artıyor. İngiltere ve Holanda’yı ticarette geçiyorlar. 1725’den sonra ihracat ithalatı geride bırakıyor. En önemli ihracat maddesi kumaşlar. Ayrıca kağıt, kahve vb. Martinik kahvesi Osmanlı Devletinde Arap kahvesiyle rekabet ediyor (eskiden Fransa kahve alırdı). Ayrıca ham pamuk Marsilya, Normandiya ve Lyon imalathanelerini besliyor; İzmir öncelik kazanıyor.

4) İhtilalden önceki yıllarda durum değişmeye başlıyor. Türkiye’nın mağlubiyetinden yararlanarak Kızıldeniz ticaretine Fransız ve İngilizler egemen olmaya çalışıyorlar. Karadenizden Boğazları ancak Rus bayrağı ile geçebilecekler. Ticaret azalmaya başlıyor. Yüzyılın başlarında kumaş ihracı da azalmaya başlıyor. (Bkz. Mémoires de Saint-Priest)

Dini sorunlar siyasal sorunların akislerini oluşturuyorlar. Fransız Cizvitleri 1609’dan itibaren İstanbul’a yerleşmişlerdi.

Osmanlı mantalitesi dış ilişkilerin özel niteliğini oluşturdu: Osmanlılar Batılılara karşı bir üstünlük duygusu ve gurur içindeler; onları küçük görüyorlar. Rum ve Frenklerin dalavere ve ticari kazançları da öfke ve küçük görme yaratıyor. “Sultanın ölçüsüz gururu Louis XIV’un elçisini bile sarartıyor.” Fransız elçileri çok eziliyorlar; avantalar, hapse atmalar sık. Bu ortamda devamlı tehlikelere maruz kalınıyor. Osmanlı Devleti’ne yerleşmiş batılılarla ilişkileri de tek taraflı bir ilişki. İstanbul’da devamlı elçilik kurmalarına zorlukla izin verildi. Böylece Fransızlar 1535’te, Venedik 1580’de, İngiltere 1582’de, Holandalılar da 1612’de bu hakkı elde ettiler. (s. XXXIII) Osmanlıların kendileri dış ülkelerde devamlı elçi bulundurmuyor, 1669 ve 1720’de olduğu gibi geçici elçiler yolluyorlar.

“XVII. yüzyılın başına kadar saltanat babadan oğula geçiyordu; fakat 1617’de I. Ahmet’in ölümünde oğullarından hiçbiri reşit olmadığı için, taht, deli olmasına rağmen kardeşi I. Mustafa’ya verildi ve tahtın boş kalması halinde sultanlığa hanedan ailesinin erkek tarafından gelen en yaşlı şehzadeye verileceği hakkında bir de kanun çıkarıldı. Böylece, çocukların yerine kardeşler, amcalar, kuzenler tahta geçtiler ve bu rekabet de iktidarın kime geçeceğini daha belirsiz kıldı.” (s. XXXIV)

Elçilerin Osmanlı Sultanı’nı görmeleri güç bir işti. 1679’da İstanbul’a gelen Guillerague, ancak 1684’de Sultanın huzuruna çıkabildi; Ferriol Sultan tarafından hiç kabul edilmedi; Saint-Priest de on yedi sene süren elçiliği sırasında Sultanın huzuruna ancak bir kez çıkabildi. (s. XXXV) Bonnac’a göre bazen bir elçi sadrazamı göremeden de bir sene geçiyordu.

Elçilerin karadan Paris-İstanbul yolculukları bir buçuk ay tutuyordu. Denizden de en az bir ay! Kurye (posta) daha çabuk, genellikle üç haftada hedefe ulaşıyor. Oryantalistler ve yazarlar hep İstanbul’a gitmek istiyorlar.

Ferriol Ayşe adlı bir Çerkes kızı satın almış ve Fransa’ya yollamış; bu da bir skandala yol açmış. (Bu konuda Fransızca geniş bir literatür var. Bu konuda Toplumsal Tarih’te –Mart 2004- bir makale yayınladım. T.T.) (s. XXXVIII)

Elçiler çok hediye dağıtmak zorundalar. Maaş almakla beraber çok da harcıyorlar; bazen borçlanıp zor durumlara düşüyorlar.

“Fransa kralı Venediklileri örnek alarak XVII. yüzyıl sonlarına doğru ülkeye dönen her elçinin elçiliği hakkında bir rapor hazırlamasını mecburi kılıyor. Yaptıkları görüşmeler, kaldıkları ülkenin önemli kişilikleri ve bizzat ülke  hakkında bilgiler vermeliler. Türkiye için bu zorunluluk ilk kez 1728 talimatıyla konuluyor.” 1740’da ikinci bir talimat, elçileri ülkeye dönmeden tüm belge ve yazışmalarını İstanbul’da kalan genel sekretere bırakmaya mecbur kılıyor. (s. XLVIII)

Elçi Jean de la Haye Vantelet hakarete uğramıştı. Sonra oğlu Denis de la Haye Vantelet elçi oldu. Louis XIV de bu sırada kişisel otoritesini kurmuştu. 1665’de elçiden Kutsal Topraklar ve Katoliklerin himayesi için Cizvitleri ve Kapucin’leri desteklemesi istendi. Aynı talimatta Fransa ticaretinin gerilediği anlatılıyor ve paşaların avantaları ile Yahudilerin avantalarından şikâyet ediliyor. (s. 29)

Charles de Nointel (1670): Colbert’in 12 Haziran 1670 tarihli talimatı.

Paşaların avanta ve aşağılamalarına dikkat edilecek. Fransızların “iyi davranışları”na da dikkat edilecek. Marsilyalılar kaliteyi düşürmüşler. Holanda, İngiliz ve Venedik ticareti Fransa aleyhine gelişmiş. (s. 70) Türkler “5 Sol”lük paraları seviyorlar. % 8-10 vererek alıyorlar. Marsilyalılar bunları tağşişi etmişler. % 50-60 kâr sağlıyorlar. (s. 71) Colbert’in raporunda paşaların avantalarına bizzat Fransız konsoloslarının katıldığından da şüphe ediliyor. (s. 74) Doğu Hint ticareti eskidenberi iki yolla yapılıyordu. 1) Hindistan ve İran’dan gelen kervanlar; 2) çok daha fazla olarak da Hindistan’ın her tarafından gelen gemilerle yapılan ticaret. Bu gemiler Kızıl Deniz’den geçip Süveyş’e giriyorlar; sonra da Nil nehrinde katırlar üzerinde Kahire ve İskenderiye’ye ve oradan da Avrupa’ya  taşınıyorlar. Bu iki yol Mısır’ın zenginliğini sağlıyor; Sultana büyük gümrük gelirleri sağlıyor ve Marsilyalılar, Venedikliler ve Cenevizliler için büyük ticaret alanı oluyordu. İlk kervan yolu hala zayıf bir şekilde mevcut. İkinci yol ise ortadan kalktı. Neden? Portekizliler 1420’de Ümit Burnu’nu dolaştıktan sonra Kızıl Deniz’in Bab-el Mandep Boğazı’na hakim oldular.  Osmanlı gemilerini Kızıldeniz’den kovdular. (s. 80) Nointel’den şu isteniyor: Sultana Kızıldeniz’in ticari önemi anlatılmalı ve Fransa’nın Doğu Kumpanyası için ayrıcalıklar elde edilmeli. (s. 81)

Pierre Girardin: 1685. 1685’de Louis Colbert’in kaleme aldığı talimat. Sadrazama, İngiliz, Holandalı ve Venediklilerin kendi bayrakları altında ticarete başladıktan sonra Osmanlı ticaretinin nekadar zarara uğradığı anlatılacak. Örneğin İzmir gümrüğü 500 000 kuruş getirirken şimdi 100 000 kuruş getiriyor. (s. 123) Holanda ve İngiltere Ümit Burnu’nu dolaşan gemileriyle getirdikleri mallar ile Avrupa’yı dolduruyorlar. Eskiden bunlar kervanlarla geliyorlardı. Colbert raporunda, gümrüklerin azaldığına dair deliller bulunamasa bile sadrazam ikna edilmeye çalışılsın deniyor. Bu da kolay deniyor, çünkü vezirler ayrıntılardan habersiz. (s. 124)

Chataneuf: 1689

Louis XIV Augsburg İttifakına (“Lig”ine) karşı Osmanlı ittifakını arıyor. Elçi Türkleri kışkırtacak; Tekeli’yi Erdel Prensi olarak kabul ettirecek. (Mayıs 1689) (s. 136-137) Daha önceki ticari talimatlar tekrarlanıyor.

Charles de Ferriol: 1692 (1699’da elçi oldu)

1699’daki talimatta Ortodoks Rumların para ve Babılali’deki kredisinin daha çok olduğu söyleniyor. Türklere yaptırılacak şeylerin de para ile değil, Fransa kralına saygı (“considération”) ile yaptırılması isteniyor. (Türkler paraya alıştırılmamalı deniyor)

Pierre des Alleurs: 1709.

“Ortodoks (metinde “shismatique” olarak geçiyor) Ermenilerin Babıali’nin başlıca memurları nezdinde kabul görmeleri son zamanlarda özellikle Katolik Ermenilere karşı büyük zulümlere yol açtı.” (s. 191)

Jean de Bonnac

30 Mayıs 1716 talimatı. Türk Hükümeti hakkında “doğru bir fikir vermek” için açıklamalar var. (s. 213) saray entrikaları ve cinayetleri anlatılıyor. Sadrazam Ali paşa “vahşi-féroce”. Sultanın ölümünde rol oynamış. “Bostancıbaşı çok olumlu..” Rumlar kötüleniyor. (s. 215)

Avusturya ile savaş söz konusu. Bonnac’a verilen görev: Osmanlı ordularını Adriyatik kıyılarına yöneltmek ve orada donanmanın da desteğiyle Avusturya’ya karşı çatışmaya girmek. (s. 230)

Jean Baptiste d’Andrezel: 1724.

Talimatlar önce İmparatorluğun başlıca yöneticileri hakkında bilgiler veriyor. Gereksiz İran savaşları önlenmeli. Avusturya tehdit edilmeli.

6 Mart 1724 tarihli talimat. İbrahim Paşa’nın övgüsü. Kâhyası ve damadı 30 yaşındaki Mehmet Paşa çok büyük bir güç kazanmış. Reis Efendi de kâhyaya bağlı. (s. 261)

Louis de Villeneuve 1728

11 Ağustos 1728 talimatı: Türklerin Avusturya’ya yenilmeleri (Petervaradin ve Belgrad savaşları). Osmanlılar Belgrad ve Temeşvar’ı kaybetti. Şimdilik barış istiyor; fakat cesur ve enerjik bir sultan savaşı yeniden başlatabilir.  “Bu olaylar Hıristiyanların hep kendilerini sular altında bırakmak tehlikesi gösteren şiddetli bir sele karşı bir baraj oluşturmaları şeklinde görülmeli.” (s. 279)

Osmanlı İmparatorluğu üç şeye dayanıyor: 1) Kuvvet; 2) bâtıl itikatlar; 3) saygı. Hıristiyanlara karşı batıl itikatlar ve (sultan değil) hüküm süren hanedana saygı. Sadrazamlık saray entrikalarına, ayaklanmalara, genel hoşnutsuzluğa karşı bir emniyet subabı. Feda edilmeye hazır bir kurban. (s. 282)

Amaç Rum ve Ermenileri birleştirmek ve katolikliğe kazanmak. Rum ve Ermeni kiliseleri şefleri üyelerini Katolikliğe karşı “dehşet” içinde tutuyorlar. Bu sıralarda Ermeniler hep “féroce” insanlar olarak niteleniyor. (s. 287) Papalık temsilcilerini hep sultana şikayet ediyorlar.  Elde edilen bir fermanla Levant’daki Yahudi ve diğer yabancılar artık Fransa himayesi altında ticaret yapamayacaklar. (s. 313) Bazı (“de basses extractions”) aşağı tabakalardan yabancılar da yasaklanacak. Bunların babaları Fransız, fakat ölmüş. 1726’da konulan yasağa rağmen doğulu kadınlarla evleniyorlar; onların akraba ve yakınlarını koruyorlar. Bunlara da ticaret yasağı konuluyor.

Saray kitaplığında Tite-Live, Polybe ve Trogue Pompée’nin kitapları aranacak. (s. 321) Mont Athos Manastırı’nda da kitaplar aranacak. (s. 322)

Michel-Ange  de Castellan 1740 (Kardinal Fleury’nin yeğeni ile evli; elçiliği kendisi istedi)

9 Aralık 1740 talimatı: Yine içişleri hakkında bilgiler (üç ilke); yine Ermeniler “vahşilik”le suçlanıyor.. (s. 331) Osmanlılar Temeşvar’ı almadıkça aldıkları yerleri sağlamlaştıramayacaklar, deniyor.

Roland des Alleurs 1747

Elçi “Kralın sırrı”na vakıf. (s. 352) Baron de Tott ile geliyor. (s. 354) Comte de Bonneval’in de hizmetlerinden yararlanılacak. Bonneval’i şahsen tanıyor.

Önemli talimat (Kralın sırrı): Elçi Osmanlıları Avusturya ve Rusya’ya karşı İsveç ve Polonya ile ittifaka sokmaya çalışacak! (s. 364) Yahudilerle ilgili yasağa da göz kulak olunacak: Yahudiler ve yabancılar Fransız gemilerinden ancak İtalya ve diğer ülkelerde yararlanabilir!

Charles de Vergennes 1755

1754’te I. Mahmut öldü. Yeni sultan eskisinin aksine savaşa hevesli. “Eğilimi ve çıkarları, görünüşe göre, halka hoş görünmek, Yeniçerileri meşgul etmek ve yeni iktidara kaşı patlak verebilecek ayaklanmaları önlemek için kendisini savaşa devam etmeye yöneltiyor.” (s. 393) İran savaşları faydasız. Mavrocordato ile anlaşılabilir. (s. 402)

Vergennes’in savaşa kışkırtmaları. (s. 417)

François de Saint Priset 1768: 17 Temmuz 1768 tarihli talimat.

“Muhammedcilik Türklerde tüm vahşiliğini (férocité) kaybetti. Hükümetleri uygulamada en yumuşak ve en yaygın hoşgörüyü gösteriyor.” (s. 431) Rumlar Katolik misyonerleri şikâyet ediyorlar.

Ticarette avantalardan şikayet ediliyor. “Bir çok önemli noktalarda kapitülasyonlar hiç uygulanmıyorlar.” (s. 437)

Baron de Tott Kırım’a giderek Han’la görüşmeler yapıyor. Amacı Karadeniz’i ticarete açmak. (s. 439) “Macaristan’da Türklerin ödedikleri hukukun (vergi, resim vb) önemsizliği bu geniş krallığın hemen bütün ticaretinin yenicerilerin ve Türk reayanın eline geçmesine neden oldu.” (s. 443) Ticarette Fransa sanayi İngiliz ticaretini mahvediyor. (s. 446) 1765’ten sonra Rusya İsveç’e nisbetle üstünlük kurdu. Bu durum Fransa-İsveç dostluğunu bozdu. Fransa-Avusturya savunma anlaşması (1756) Osmanlıları Fransızlardan soğuttu.

Osmanlı sarayına nüfuz yolları. Alt kademelerde de adamlarımız (créature)  olmalı.Viyana ve Rus saraylarının böyle yaptığını öğrenmiş bulunuyoruz. Saray’da geçen her şeyden haberdarlar. Elçi de bağlantılar kurmalı. Bunun için gerekli fonlar da aktarılacak. “Türk hükümetinin yapısı bu bağları çok önemli kılıyor; Sultanın iradesinin devlet kanunu anlamına geldiğini sananlar aldanıyorlar. Aksine devlet yapısı (constitution sözcüğü kullanılıyor) bütün önemli işlerde İmparatorluğun kaderini bir veya birçok özel kişinin ellerine teslim eden tetkik ve biçimlere bağlıdır.” (s. 454) Sultan çok yetenekli ve güçlü değilse iktidar “bu çeşit demokrasinin farklı zümreleri (ordres) eline dağılıyor.” “Türkler hep kendilerini tecrit edilmiş bir millet olarak görüyorlar. Bu yüzden kendilerini diğer milletlerden büyük çöl arazilerinin ayırmasını istiyorlar. (s. 455) Yabancıları hor görüyorlar. Seyahat etmiyorlar. “Bu nedenle Osmanlı Devleti siyasal çevrede ne kendine ne de başkalarına artık yararlı ve düşmanlarını, hatta hiç kimsenin ondan korkmasına neden kalmadı.” (s. 458)

Auguste-Choiseul Gouffier. 1784

1784 talimatı. Din, ticaret ve politika konularında eski öneriler. Levant’da “bir zamandan beri Saint-Lazare tarikatı mensupları Fransız Cizvitleri’nin yerini aldılar, deniyor. (s. 471)