ABDEL-MALEK, ANOUAR

ABDEL-MALEK, ANOUAR; İdéologie et Renaissance Nationale: L’Egypte  Moderne; Paris, 1969.

Mısır Rönesansı” 1798-1805 ile “1840 kırılması” arasında başladı ve “1882 işgali” ile devam etti. Yazara göre bu, modern dönemde, Avrupa dışında Japonya ile birlikte “en güçlü ve en çarpıcı ilerleme ve modernleşme atılımı” (s. 13).

Arap ülkelerinde ve Mısır’da “vatan” kavramı:

1945’te Arap Devletleri Ligi kurulunca bir “Arap milleti” var mı? ve Mısır böyle bir “Ummah Arab’ın bir parçası mı?” konularında derin tartışmalar ve “öldürücü polemikler” oldu. (s. 212) (Bu konuda bkz. Sylvia G. Haim; Arab Nationalism: An Anthology; Berkeley, 1962)

Yazar Napolyon’un Manifesto’suna (1 Temmuz 1798) kadar uzanıyor. Bir yoruma göre Mısır’da esprinin uyanışı bu (Memluk düşmanı, bilim ve İslam dostu) Manifesto’ya kadar götürülüyor. (s. 214-215)

A. Galland (Tableau de la France, An-VIII, 1804) beş Mısır milletinden söz ediyor. 1) Kopt’lar ya da ülkenin eski (“naturel”) halkı; 2) Grekler; 3) Yahudiler; 4) Araplar; 5) diğer Müslüman halk. (s. 218).

Kleber (sonradan Napolyon’a karşı ayaklanmada öldürüldü) Mo’allim Yakob’u “Kopt tümeni” komutanı, sonra da general yaptı. (Bkz. Gaston Homsy; Le Général Jacop et L’Expédition de Bonaparte en Egypte; Marseille, 1922)

Uyanış konusunda çelişik iki tez var: Rönesansı ve giderek “vatan” fikrini 1798’de Napolyon’un “bayonet”leri mi getirdi? Yoksa bunun halkta yarattığı direniş gücü mü? Daha sonraları Mehmet Ali ve İsmail paşaların yarattığı sosyo-politik dürtü ile Rifâ’ah al Tahtavî Mısır milletinin teorisyeni oldu. (s. 220) Tahtavî’ye göre Mısır tarihi Osmanlı (zulmü) tarihinden ayrılıp kısmen 1789 devrim uyanışına, kısmen de antik Firavunlar çağına ve sonraki İslamî unsurlara dayandırılıyor (s. 221). Bu tutum Mehmet Ali Paşa’nın özerk tutumu sayesinde mümkün oldu.

Aynı yazar — Egypte, Société Militaire; Paris, Seuil, 1962.

Yazara göre Napolyon’un Mısır seferi (1798-1800) Mısır tarihinde dönüm noktası oldu. (s. 18) 16 Eylül 1798 Kanunu “topraklar için bir fiyat, fellah için de miras hakkı” getirdi.  Böylece ilk defa özel mülkiyetin temelleri atıldı. (s. 19) Fawzi Guerues’e göre dönüşüm dış askeri gücün eseri oldu. Feodalizm çökmedi; şekil değiştirdi. Feodal güç Mehmet Ali’nin elinde toplandı ve bir “merkezi feodal devlet” ortaya çıktı. İbrahim Amer feodalizm ile kapitalizm arasında bir geçiş döneminden söz ediyor. (s. 19) 1809’da Mehmet Ali iltizam sistemini yasakladı. 1813-18 arası ülkenin ilk kadastro sayımlarını yaptırdı ve ülke büyüklerine (askeri şefler, eski mültezimler, hanedan aileleri mensupları, bedeviler ve köy şeyhleri) iki milyon fedan toprak dağıttı. Vergiden muaf bir askeri aristokrasi yaratmak istiyordu. Bu şekilde başlayan toprak mülkiyeti hareketi devam etti. Hidiv İsmail zamanında İngiliz fabrikaları için pamuk ekimi başladı. Amerikan iç savaşı sıkıntı yaratmıştı. (s. 19)

Memluklar Batılı feodallere benzemiyor. Abdel-Malek “doğulu feodalizm”den söz ediyor. İki milyon fedan toprağın dökümü: 200 000 aile şeflerine, askeri şeflere, yüksek memurlara (vergi muaflığı); 100 000 feddan eski mültezimlere; 154 000 feddan köy şeyhlerine; 6000 feddan yabancı memurlara (vergi muaflığı) ve nihayet bedevilere toprak dağıtımı. (s. 63)

Yazar Mısır tarihinde kökeni Firavunlara giden bir dönemleme yapıyor. Üç dönem var: 1) Firavunlar çağı; 2) Kopt’lar dönemi; 3) Büyük Mısır İslam hanedanları (s. 288).

Tahtavi, I. Abbas zamanında, onun despotizmine karşı Telemak’ın Arapça versiyonunu yazıyor. Tahtavi’nin yayınları 1833’de başlıyor; Modern Arapça’nın doğuşuna katkısı var (s. 325).

İngiliz işgali ve “devrimci halkçılığın doğuşu”: Abdullah al Nadim (1843-1896). Yazarın fikirleri 35 sayfada özetleniyor. Küçük esnaf çocuğu, otodidakt. Fellahın haklarını savunuyor; İngilizlere karşı ayaklanmaya katılıyor. Mısır tarihine ait kitabı ölümünden çok sonra (1956) bulunup yayınlanıyor. Orada, Arap, Türk, Çerkes(im) vb demeyin; “yurtseverlik (patriotisme) sözcüğü bizleri birleştiriyor ve dinin tekliği (unicité) bizi birliğe çağırıyor ve  birleşmekten vazgeçmemize son veriyor” diyor. (s. 464)  Nadim Koptlarla Müslümanları ortak olarak vatanı, niteliklerini ve dolayladığı güçleri incelemek üzere bir Mısır İnceleme Derneği kurmaya davet ediyor (s. 468).

Yahudiye karşı da çok olumlu bir tavır sergiliyor.

Sonuç bölümünde Mehmet Ali döneminde “otarşik ve devletçi ulusal ekonomi” sosyal, kültürel, ekonomik özellikleri ile anlatılıyor. (s. 490)

Tahtawi “Umma” ile “Vatan”ı ayırarak o zamanki Doğu’nun en ileri fikrine ulaşmış. “Saint-Simon’cular Mısır’da, Süveyş Kanalı projesinde hayal ettikleri bir tecrübe toprağı buldular.” (s. 490)