GALL, LOTHAR

ANASAYFA

GALL, LOTHAR; Bismarck, le Révolutionnaire Blanc; Paris, Fayartd, 1984. (İlk baskı 1980).

Bazı açıklamalarıyla Osmanlı tarihine de ışık tutan bir kitap.

Berlin Anlaşması’ndan sonra Alman diplomasisi “Balkanlarda güçlenmiş bir İngiliz angajmanı” sorunuyla karşı karşıya (s. 666). Kasım 1885’te Doğu Rumeli’de ayaklanma başladı. Wilhelm’e sunulan bir rapora göre “Bulgar Devleti’nin Ruslarla savaşmaktan başka geleceği yok” ve Herbert Bismarck da “bütün bu durumu Ruslarla İngilizleri burun buruna getirecek tarzda düzenlememiz gerekiyor” diyor (s. 666). Londra ise bunu hiç istemiyor. 1887’de Doğu hakkında “Üçlü İttifak” imzalandı. “Nota teatisi ile İngiltere, Avusturya-Macaristan ve İtalya tarafından da imzalandı”. Balkanlarda statüko korunacağını ve “Önemli Avrupa çıkarlarının koruyucusu Türkiye’nin bağımsızlığının sürdürüleceğini ilan ettiler” (italikler metinde, s. 670). Oysa bu gizli anlaşmaya öncülük eden Almanya, protokole eklenen çok gizli bir madde ile Rusların “Boğazlara ve Balkanlara girişini kabul etmişti” (s. 670).

Bismarck, 1888 Ağustos’unda, II. Wilhelm’e “okunduktan sonra yakılacak” kaydıyla bir mektup yollamıştı. Bu mektubunda şunu yazmıştı: “Çok acizane fikrime göre, Rusya’nın İstanbul’la ilgili görüşlerini gerçekleştirmesini önlemek bizim polikamızın görevi değil; fakat, gayet basit bir şekilde, bunun icabını, eğer çıkarlarına uygunsa, başka devletlere bırakabiliriz” (s. 671). (Rusya orada angaje olup da İngiltere ile karşı karşıya kalırsa, biz de rahatlarız) (s. 671).

Daha sonra (1890’da) Wilhelm, Bismarck’ı işten uzaklaştırdı. Fakat 1894’te, artık onu “tehlikesiz” bularak arayı düzeltti. Max Weber de Bismarck’ın Alman ulusunu birleştirerek nasıl değiştirdiğini yazmış (s. 758).

Bismarck’ı tutanlar ondan yararlananlardı. Tarımcılar (“tarımcılar Birliği”), Krupp ve Stumm-Halberg’in yönettiği ağır sanayi, Pangermenistler ve kolonyalizm yanlıları vb. “Bütün bunlar ve daha da başkalarının bir eylem için Friedrichs Ruh’un bayrağı altında toplanmaya en ufak niyetleri yoktu” (s. 759).

(Aynı konuda Jean-Paul Bled’in eseri: Bismarck, de la Prusse à L’Allemagne; Paris, Alvic Editions, 2005). Bazı notlar: “Meternih’ten beri Avrupa Türkiyesi’nin entegritesi Habsburg diplomasisinin postülaları arasında oldu” Amaç, Rusya ile Avusturya arasında “koruyucu bir dondurulmuş bölge (glacis)” yaratmaktı (s. 56). Yazarın belirttiğine göre 1882’de Kolonialverein kuruldu. İki yıl içinde 9 000 üyesi, 43 yerel şubesi oldu. Üyeleri arasında Adolf Wagner, Gustav Schmoller gibi iktisatçılar, Treitschke, H. von Sybel gibi tarihçiler var (s. 246). Kulturkampf ile Katolik kilisesi halk düşmanı Katolikler “obskürantist” ilan edildi. Luther’in kavgası vb. propaganda konusu oldu. (s. 175).

(Henry Valloton da eserinde Bismarck Hitler’e giden yolların açılmasında rol oynayıp oynamadığını sorguluyor: Bismarck et Hitler, Paris, L’Age de L’Homme, 2002. Bu konuda başka bir eser de J. Alden Nichols’un  The Year of Three Kaisers; Bismarck and the German Succession 1877-1878; Chicago,University of Illinois Press, 1987). Burada son dönem Alman tarihyazıcılığının Bismarck otoritarizmini Hitlere götüren yol olduğu iddia ediliyor (s. 345). Sanayileşme ile demokrasi arasında doğrudan ilişki yok (Rusya, Japonya vb).